Okunan
Biseksüelliği Nasıl Bilirsiniz?

Biseksüelliği Nasıl Bilirsiniz?

Umut Erdem

  • Prizma Fanzini’nin notu: Geçen sayımızın LGBTİ+101 sayfasındaki ‘biseksüel’ tanımımızın (tanım şöyleydi: LGBTİ+’nın B’sidir. Binary cinsiyet kimliğine sahip bireylere (kadınlara ve erkeklere) ilgi duyanlar için kullanılır. Buraya bir not düşmekte fayda var; bu tanımın ortaya atıldığı dönem cinsiyet kimliklerinin çeşitliliğinin kabul görmediği bir dönemdi) bifobiye mahal vermesinden çekince duyan bir okurumuz, bu sayımızda bize yazısı ile katkı sağladı. Biseksüel tanımımızın bifobinin temellendirilmesinde sunulabilecek bir argüman olma potansiyeli taşıması kabul edilebilecek bir durum değildi, elbette. Akıllarda bifobiye dair hiçbir kırıntı bırakmaması dileğiyle, karşınızda:

Biseksüelliği nasıl bilirsiniz?
Çok ikili cinsiyetçi mi dersiniz? “Canım artık biseksüel mi kaldı artık yha” mı diyorsunuz? Çok mu kararsızlar, güvenilmezler mi bu biseksüeller? Çok eşli, hem maskülen hem feminen, queer’e arkadan el sallayan, heteroseksüelleri önlerden karşılayanlar mı? Kim bu biseksüeller? Nerede bu biseksüeller? Görünürler mi? Sadece LGBTİ+ içinde bir harf mi? Yoksa sizin de mi biseksüel arkadaşlarınız var? Ve belki de çok daha önemli bir soru: Biseksüelliği bilir misiniz? LGBTİ+ mücadelesi, kimlik üzerinden görünürlük ve hak mücadelesi verirken bir yandan kimlik üstü de bir siyaset hattı çizmeye çalışıyor, queer bir perspektifle. Kimlik olarak görünürlük, eşitlik mücadelesi, kişinin varoluşu kaynaklı yaşadığı deneyimler üzerinden ortaklık kurması, kendisini yalnız hissetmemesi için önemli. LGBTİ+ mücadelesi, cinsiyet ve cinsellik konusunda belirlenmiş normatif yasalara, toplumda heteroseksüelliğin ve cis kimliğin meşru olmasına karşı mücadelesini kurar. Arzu, beden, cinsellik politikalarını kimlik ve kimlik üstü bir siyasi hatta gerçekleştirmeyi amaçlarken bulunulan ortamın, ülkenin konjonktürü ekseninde kesişen iktidar yapıları tarafından LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı mağduriyete, ayrımcılığa, yok sayılmaya ve yaşanılır hayatlar olarak görülmemelerine karşı kuruyor sözünü ve mücadelesini. Ayrıca topluluk içinde kurulan güç faktörlerini deşifre etmeye ve bunu elimine etmek için mücadele etmeye çalışıyor. Bu konuda gücünü feminizm ve queer’den alıyor. Bu da tabii üzerinde güç inşa edilmeye çalışılan kimliklerin, topluluk içindeki mücadeleleriyle mümkün olabiliyor. Örneğin “beyaz gey” dominasyonuna karşı lezbiyenler, Cis lezbiyen ve gey dominasyonu karşısında translar ve interseksler. İkisinde de gayet biseksüeller de var aslında, tarih süresince de bu böyle olmuş durumda ama LGBTİ+’ların toplumsal hafızasında biseksüellerin mücadelesi ve görünürlüğü maalesef yok. Bunu Türkiye ekseninde olduğu kadar evrensel olarak söyleyebilmek de mümkün ama Türkiye dışındaki pek çok kıta, ülke ve şehirde biseksüel* öz örgütlenmeleri, spesifik olarak biseksüellerin* ihtiyaç ve taleplerini muhatap alan oluşumlar bulunuyor. Türkiye’de -queer’in yanlış bilinmesine mi yormalı- biseksüelliğin queer’in gerekçe gösterilip yok sayılması anlayışı var. Tabii, biseksüelliğin “yeterince queer olmaması” algısı Türkiye’ye özgü bir şey değil. Zira Julia Serano’nun biseksüelliğin ikili cinsiyetçi görünmesine karşı bir veryansını var. Shiri Eisner da biseksüelliğe karşı yürütülen bu algının tamamen bifobi ve biseksüelliğin “şamar oğlanı” şeklinde görülmesi kaynaklı olduğunu düşünüyor. 90’larda Türkiye’de başlayan ve ivme kazanan LGBT hareketinde biseksüellik binary cinsiyetlere ilgi duyan olarak tanımlanıyordu. Hatta bunun çok daha eski, cinsel yönelimden farklı olarak tanımlanma şekilleri de var. Ama zaman geçtikçe, hareket güçlendikçe, hareket kimlikleri sabit görme anlayışıyla mücadele ettikçe biseksüellik yerinde saymadı, özneleri hariç hareketteki kimse önemsemese de saymadı. Bir özne olarak biseksüelliği tanımlayayım: Biseksüel, birden fazla cinsiyete çekim duymak anlamına gelir. Kişinin hem kendi cinsiyetinden insanlara hem de diğer cinsiyetlere ilgi duyması anlamına da gelir. Ben bu tanımlardan biseksüelliğin ikili olduğunu çıkarmadığım gibi öyle de yaşamıyorum.

Lezbiyen ve gey tanımında yapılmayan “binary” vurgusu, neden biseksüelliğe reva görülüyor? Kişinin arzu ve deneyimini, biseksüelliğin değil de panseksüelliğin karşılamak zorunda olmasının dikte edilmesi, son derece rahatsız edici, “panseksüellik, insanlara duyulan çekimde cinsiyet gözetmediği için aslında queer’dir” algısı aşılandığı için. Oysa biseksüellik ve panseksüellik, bunun öznesi olan hareketten bazı insanlar birlikte politika da yapıyorlar. Tek bir çatı altında politika yapanlar, birlikte yürüyenler, yan yana bayraklarını açanlar var, bu tabloya şahit oluyoruz. Ama nedense hareket içinde biseksüellik “queerdaş”lığı bozan bir şeymiş, aslında yokmuş gibi görülüp panseksüellikle arasında bir düşmanlık yaratılıyor; hatta ikisi sonunda panseksüelliğin galip geldiği bir yarışa sokuluyor. Oysa biseksüellik, özellikle yurtdışında şemsiye bir terim olarak da görülüyor, bu eksende politikası yapılıyor hatta. Bi+ şeklinde belirtilip biseksüel, multiseksüel, omniseksüel, poliseksüel, queer, hetero/homo flexible, bicurious, fluid (akışkan) ve bi/pan romantik, bisensual, bidyke hatta panseksüel de biseksüel şemsiyesinde yer alan kimlikler olarak tanımlanıyor, bu çerçevede politikası yapılmaya çalışılıyor. Bir yandan da merak ediyorum, queer bizler için ne demek? Tek bir tanımı mı var? Nasıl bir queer tanımıyla biseksüelliği “queer olmayan” alanına hapsedebildik, panseksüellik “queerliğin nişanı” olarak kabul edilirken? Oysa queer; inşa edilen kategorileri, bulldozer gibi yıkıp geçmek değildir, onları, kabul edilmiş keskinliklerini ve sabitliklerini sorgulamak, yapılarını bozmaktır.

Nedense biseksüellikle ilgili yapılan “binary” tanımı hep akılda ve bu neden gösterilerek biseksüellik yok sayılıyor. Ama biseksüelliğin 80’lerdeki queer hareketin ortaya çıkmasına zemin hazırladığı asla bilinmiyor. Annamarie Jagose, Queer Teori: Bir Giriş isimli kitabında 70’lerin sonları, 80’lerin
başlarında lezbiyen ve gey topluluklarında biseksüelliğin, sadomazoşizmin, pornografinin, butch/feminenliğin, travestisizmin, fuhuşun ve kuşaklararası cinselliğin tartışılarak bu tartışmalarla egemen heteroseksüel-eşcinsel ikiliğinin dolaylı yoldan sorgulandığını belirtir. (syf. 64) Yazar Jan Clausen, heteroseksüel ve eşcinselliğin ortaklaştığı dışlayıcılığı sorgular ve biseksüelliğin, kendisinin cinselliğe dair yaşadığı açmaza yönelik sınıflamacı bir çözüm sunmadığını, aksine biseksüelliğin kendisini yegane kategorisine yerleştirmeyen, kimlik politikalarının temelini baltalayan bir kimlik olduğunu ifade eder. “Biseksüellik, bir cinsel kimlik değil, bir çeşit kimlik karşıtlığıdır, tek bir sevme biçimine, tek bir arzu nesnesine karşı (tabii ki de bilinçli olmayan) bir reddediştir. (syf. 69) Clausen, aslında mirasını heteropatriyarkadan alan, hâlâ unutulmayan bir gelenek ve anlayışa karşı olarak o zamanki lezbiyen feminizme karşı tepkisini koyar. Clausen, cinselliğin, cinsel obje seçimi olarak kategorisel şekilde anlaşılmasına dair tahakküm kurucu algıyı eleştirirken lezbiyen feminizmi de bu anlayışı tekrar ürettiği için eleştirir. “Biz kadınları sevip aynı anda erkeklere ilgi duyduğumuzu keşfetmenin hayal kırıklığını yaşarken cinselliğe dair hakim olan kültürel miti farklı bir şekilde tekrar üretmiştik.” diyor. O zamanlar lezbiyen feminizm, lezbiyen cinselliğinin “standart” formunun dışında kalan şeyleri genellikle tartışırdı: Biseksüellik, sadomazoşizm yahut butch/fem gibi konuları. Bunlar o zamanki şartlarda -aslında çoğunlukla ve yer yer hâlâ- patriyarkal değerlerin ideolojik olarak şüpheli asimilasyoncuları olarak görülürlerdi. O zamanlarda da (aslında var olan) biseksüel kadınlar
heteroseksüel ayrıcalıklarını sürdüren lezbiyenler olarak görülürlerdi. Oysa onlar, değersiz görülen bir sosyal kimlikle kendilerini özdeşleştirmekteydiler: toplumsal cinsiyetlendirilmenin öncesine ait olan, cinsel olarak kararsız, sadakatsiz ve bu yüzden güven vermeyen insanlar olarak görülüyorlardı. (syf. 65)

Trans kadın ve biseksüel, feminist aktivist olan Julia Serano, “biseksüel kelimesindeki “bi” sadece cinsellik yaşadığım insan tipinden bahsetmiyor. Hem straight hem queer dünyanın, herhangi bir zamanda partner olduğum kişiye dayanarak çok farklı şekilde beni tanımladıklarını gösteriyor.” diyor ve biseksüel ile transların, 70 ve 80’lerde lezbiyen ve gey topluluklarından dışlanmasının sebebinin heteronormativiteyi içselleştirip güçlendirdiklerinin savunulması olduğunu söylüyor. Yine trans ve biseksüel aktivist olan Sam Schmitt biseksüelliğini şöyle anlatıyor: “Bi*/biseksüellik toplumsal cinsiyet ve cinsel kimliklerimin karmaşıklığı üzerine esnek bir çerçeve sunuyor. Biseksüellik etrafındaki sınırlar, kendimi tanımladığım/tanımlamış olduğum herhangi kimlikten daha geçirgen olarak anlaşılabilir. Ben “bi”yi “hem/ve” yönelimi şeklinde bir kimlik olarak anlıyorum. Bu da daha fazla kapsayıcılığa, farklı tanımlara, şekillendirilen pratiklere imkan tanıyor.” Schmitt, “bi”nin doğrusal (lineer) olmamasının, “hem/ve” yönelimi olmasının kendi trans kimliğiyle de etkileşim içinde olduğunu söylüyor. Kendisini biseksüel olarak tanımlamasının kendisine, mevcut her iki cinsiyet kategorisine uymayan/sığmayan insanlara da çekim duymasının mümkünlüğünü sağladığın belirtiyor ve ekliyor “bu tanım, cinsel çekimlerimin zaman içinde ve derece derece farklılaşmasını ve değişmesini de kapsar.”

Kendinize biseksüel demek zorunda değilsiniz. Ama biseksüelliği direkt olarak ikili cinsiyetçi olarak tanımlamak, bundan kaynaklı biseksüellikten rahatsız olmanız, kendinizi biseksüel olarak tanımlamaktan utanmanız, biseksüelliğin bilinmemesi, biseksüel görünmezliği ve bifobi kaynaklıdır aslında. Bu durum biseksüelliğin geçerliliğinin sorgulandığı bir zeminin meşruluk kazanması ve bir hakaret olarak görülmesidir. Biseksüelliğin ikili cinsiyetçi olduğu mitini öne sürmekle beraber bunlar biseksüellerin biseksüel oldukları için toplumda yaşadıkları ayrımcılıktan ötürü deneyimledikleri problemleri asla görmemeye, bunları gündemleştirmemeye, biseksüellerin bu problemlerle tek başına, dayanışma ve destek görmeden uğraşmalarına neden oluyor. Biseksüeller, monoseksüellere göre yüksek oranda kaygı, depresyon, yemek problemleri yaşıyorlar. Bunun sebebi sadece hetero-merkeziyetçi bir dünyada yaşadığımızdan değil, lgbti+/queer topluluğu içinde de üretilen damgalama ve ayrımcılık buna zemin hazırlıyor. Bi+ kadınların % 70’den fazlasının cinsel saldırı ve cinsel şiddet gördüğü verili bilgiler arasında. Onlara yüklenilen “aşırı seksi” etiketi, maruz bırakıldıkları cinsel şiddete gerekçe olarak gösteriliyor. Cinsel şiddetten, istismardan hayatta kalan bi+ kadınlarda, bifobinin sebep olduğu travma sebebiyle yüksek oranda madde bağımlılığına rastlanılıyor. Bi+kadınların % 56’sıyla, bi+ erkeklerin %37.7’si ilişkilerinde çeşitli şekillerde istismara uğruyor. İş alanında da açık biseksüeller cinsel kimliklerinden ötürü güvenilmez, kararsız olarak görüldüğü için şiddete, işten çıkarılmalara maruz kalıyorlar. Biseksüel sığınmacılar, cinsel kimliklerinden ötürü polisler tarafından çok daha fazla sorgulanıyorlar, sığındıkları yerlerde biseksüellikleri geçerli olarak görülmüyor, kendilerini eşcinsel olarak tanımlamak zorunda bırakılıyorlar. Biseksüeller, monoseksüel olmamalarından kaynaklı ayrımcılıklar yaşarken ve monoseksüellerle aynı ayrıcalıklara sahip olamazken, toplumda kabul görmüş zorunlu heteroseksüellik sebebiyle cinsellikleriyle tanışmaları, açılmaları zor süreçlerden geçmişken heteroseksüel ayrıcalıkların, ikili cinsiyetçiliğin sorumluluğunu biseksüellere yüklemek insafsızlık ve monoseksizmle bifobi temelli şiddettir. LGBTİ+ camiası içinde arzu-deneyim ikiliğini yaratan, deneyimi arzudan üstün gören, bu sebeple deneyimi olmasa da arzularının peşinden gitmek isteyen biseksüelleri, deneyimi olmadığı için, kendilerine “kanıt” sunamadıklarından heteroseksüel olarak atayan pek çok lezbiyen ya da LGTİ+’nın queer’liği sorgulanmazken biseksüeller “naqueer”likte başı çekiyor. Üniversite öğrencilerinin biseksüellere ve translara karşı tutumlarıyla ilgili yapılan güncel bir araştırma, öğrencilerin belirsizlikten korktukları için bifobik ve transfobik söylem ve eylemde bulunma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Biseksüellik, kişinin kime çekim duyacağı sorusunu anında yanıtlamaz çünkü. Kişinin birlikte olduğu diğer kişinin -varsayılan- cinsiyetine göre onun cinsel yönelimini belirlemeye yatkın olan insanlar için tabii bu büyük bir hayal kırıklığıdır aslında. Ve bu pek çok insana göre de queer bir meseledir.

Yazımı, Liz isimli LGBTİ+ bir bilim yazarının şiiriyle bitirirken nonbinary biseksüel aktivist Miles’ın da söylediği gibi biseksüellere yönelik yanlış yargılama ve stereotiplerle örülü dilimizi, eylemlerimizi, zihniyetimizi dönüştürme, daha kapsayıcı olma, bilgi sahibi olma, biseksüelleri daha çok dinleme sorumluluğumuz olduğunu belirtmek istiyorum. “Gullüm” adı altında biseksüelleri travmatize etmeden önce kendi monoseksist ayrıcalıklarımıza bakmamız ve bifobimizi sorgulamamız gerekiyor.


Biseksüeller, pek çok varoluş, arzu çeşitliliğiyle varlar! Vardık, varız, var olacağız, bir harften çok daha fazlasıyız!

Neye mi ev dersin?
Lezbiyen alanlar, değildir evim.
Dışlayıcı olduklarını deneyimledim.
Bi kimliğimi olumsuz olarak kullananlar, yalnızca lezbiyenlerdir.
Heteroseksüel alanlar, değildir evim.

Dışlayıcı olduklarını deneyimledim.
Feminist kimliğimi olumsuz olarak kullananlar, yalnızca heteroseksüellerdir.
Açık, bi, pan, nonbinary alanlar, evimdir benim.
Bi+ alanların kucaklayıcı olduğunu deneyimledim.
Sadece onlardı, seçmemi istemeyenler bir tarafı.
Liz

*Bu yazı LGBTİ+ Kolektifi’nin çıkardığı Prizma Fanzin’in 2. sayısında yayınlanmıştır.

Kaynaklar
Jagose, AnnaMarie, Queer Theory: An Introduction
BiWomen Quarterly Winter 2017 (35/1) Bi+ Spaces
BiWomen Quarterly Winter 2014 (32/1): The Bi*-Trans* Connection
https://www.glaad.org/amp/bi-health-care-BHM
https://rewire.news/article/2018/04/25/know-biphobia-harmful-know-whats-behind/
https://earningmileage.wordpress.com/2018/01/17/the-lg-is-failing-bisexuals-its-got-to-change/

Tutar Mı?
Ben Şok
0
Bifobiye Karşı Ses Çıkar
3
But Tutar
5
Gullüm Ayol
0
Tutmaz Ama Evet
0
Yorumları Göster (0)

Yanıt Bırak

Your email address will not be published.

Bitopya Copyright © 2019. Created by edalgakiran

Yukarı Git