Now Reading
İnsanlar Neden Biseksüelliğin Transfobik Olduğunu Söyler?

İnsanlar Neden Biseksüelliğin Transfobik Olduğunu Söyler?

Kravitz M.

Bu yazı Why Do People Say Bisexuality is Transphobic? başlıklı metnin Türkçe çevirisidir.


Spoiler: Bu soruya, “Bifobi ve Transfobi” cevabı verilmiştir.

Tarih boyunca biseksüel toplulukları, translar için sıklıkla güvenli alanlar olmuştur. Biseksüeller, onlarca yıl arzularını geniş ve cinsiyetleri aşan bir şekilde tanımlamış ve trans hakları ve kapsayıcılığını savunmuştur. Sadece biseksüel ve trans topluluklar ile kimlik arasındaki kesişim noktaları üzerine (çokça tavsiye ettiğim) bir kitap bile var. Birçok transın– özellikle daha yaşlı grupların – biseksüel olduğundan bahsetmiyorum bile.

Bu yüzden, son yirmi yılda insanların, ‘biseksüeller – bir kural olarak- transları bilfiil reddediyor’ şeklinde bir karara varması garip. Gerekçeleri ise “biseksüel” kelimesindeki “bi”nin “iki cinsiyet” (başka bir deyişle “erkek” ve “kadın”) anlamına geldiğine dair yanlış inanış ve bunun yarattığı biseksüellerin translarla çıkmadığı veya nonbinary kişilerin var olduğuna inanmadığına dair çıkarımlara dayanıyor.

Öncelikle, erkek ve kadınlara olan çekimin bir şekilde trans erkek ve trans kadınları dışarıda bıraktığı fikrinin kendisi transfobiktir. (Neden diye sorarsanız, buraya tıklayın). “Natrans (Cisgender) kadın/ erkek” ve “Trans kadın/ erkek” aynı cinsiyettedir; aralarından bir tanesinin atanmış cinsiyetiyle farklı bir ilişkisi vardır. İkinci olarak her cinsellik, zaten nonbinary kişileri de içerir çünkü bizler üçüncü bir cinsiyet kategorisi değiliz. Biseksüellik, benzersiz bir şekilde ayrıksıymış gibi davranmak – özellikle benim gibi nonbinary kişilerin de biseksüel olduğunu hesaba katarsak – saçma ve cahilce.

Hiç kuşkusuz transfobik biseksüeller de var ancak topluluğun tümünü, arzularımıza dair kullandığımız bir kelime yüzünden (üstelik bu kelimeyi biz bulmadık bile) trans dışlayıcı olarak yaftalamak çok gülünç. Transfobikler her cinsellikte ortaya çıkabilir. Bizler “bi”nin, “iki cinsiyet” olduğunu söylesek bile (ki zaten öyle değil, bizler “bi”nin “hepsi/ cinsiyet fark etmeksizin” anlamına geldiğini elli senedir söyleyip duruyoruz), bu arzunun sadece iki cinsiyetin var olduğuna inanmak anlamına geldiğini söylemek, heteroseksüellerin de yalnızca iki cinsiyete – hemcinslerine ve karşı cinslerine- ve eşcinsellerin yalnızca birine inandıklarını ima eder. Bu, “haftada iki (biweekly)” terimini kullanan insanların, haftada yalnızca iki gün olduğunu varsayması gibi bir şey.

Shiri Eisner, Bi: Notes for a Bisexual Revolution (2013) (Bi: Biseksüel Devrimine Dair Notlar) isimli kitabında biseksüel kimliğini dışarıdan çevreleyen söylemlerin, aslında biseksüellikle hiçbir ilgisi olmadığını söyler. İnsanlar, kimliklerimizi diğer insanların kimliklerine göre seçmemizi bekler; oysa bize göre cinsiyet bir sınır olmadığı için bu bir paradokstur. Partnerimizin cinsiyeti ne olursa olsun, biz biseksüel olacaktık. Yine de insanlar, kendimiz dışındaki herkese öncelik vermemizi ve kendimizi diğer toplulukların politikaları çerçevesinde, özellikle de trans politikaları çerçevesinde tanımlamamızı talep ediyor.

“Bu noktayı daha da vurgulamak için, şu şekilde bir karşı argüman öne sürülebilir: “Biseksüelliğin meşruiyet ve görünürlük kazanmasına yardımcı olmak için translar cinsiyetlerini tanımlamak için hangi kelimeleri kullanmalıdır?” Bu, politik duyarlılığa en az sahip olan herhangi bir kişinin bile kabul edemeyeceği ve ne kadar uygunsuz olduğunun görülebileceğini umduğum bir soru ve argümandır.”

Shiri Eisner, Bi: Notes for a Bisexual Revolution

Julia Serano, şu iki paragrafta “biseksüellik ikilidir” diyen zihniyeti ele alıyor. İkincisinde, argümanın eşit derecede anlamsız başka bağlamlara da kolayca uygulanabileceğini gösteriyor.

“Hazır buradayken, neden lezbiyenlere bu kelimeyi kullanmayı bırakmalarını söylemiyoruz? Ne de olsa yıllar boyunca lezbiyen feminizmin saçtığı kadar cisseksizm saçan az ideoloji var. Şunu bir düşünün; ya kendilerini “kadın” veya “erkek” olarak tanımlayan insanlar – bu etiketler, ikiliği çok daha fazla güçlendiriyor!  Bu etiketleri kullanan her kimse, onlarla dalaşmamız gerekmez mi?  Ya da kendilerini “MTF (erkekten kadına)” ve “FTM (kadından erkeğe)” olarak tanımlayan translar… Bu kısaltmalar iki cinsiyet olduğunu ima etmiyor mu? Böylece ikiliği güçlendirmiyorlar mı?”

“Ya da tam tersini düşünsek? Natrans feministler uzun zamandır cinsiyetin (gender) kadınları baskılamak için tasarlanmış bir ataerkil icat olduğunu savunuyor. Hal böyleyken, natrans feministler benzer bir taktik uygulasa ve içinde ‘gender’ geçtiği için transgender kişileri “patriyarkayı güçlendirmek” ile suçlasa ne olur? Bu argüman, ‘biseksüel ikiliği güçlendirir’ iddiasıyla yapısal olarak aynı değil mi? Natrans feministler bu iddiada bulunsa, nasıl bir tepki verebiliriz? Sonuçta kendimize transgender (genderqueer[1] veya gender variant[2]) demeyi bırakır mıyız? Bu, toplumumuzda yakın zamanda görünürlük elde eden ve bir nebze kabul gören ötekileştirilmiş bir grup olarak bizim için ne anlama gelir? Peki, “transgender” terimini içeren veya “cinsiyet kimliği” (evet, bu da o belalı sözcüğü içeriyor) temelinde ayrımcılığı yasaklayan tüm politikalara ne olacak? Transgender toplumu olarak bizler, natrans feminist siyasetine uyum sağlamak için tüm bunlardan vazgeçmeye gerçekten istekli olur muyuz?”

Julia Serano
Bisexuality and Binaries Revisited

Kimse başka bir cinsellik için bunu talep etmez. “Gey”, “lezbiyen” veya “hetero” etiketleri,  cinsiyetler arası çizilmiş bir sınıra bağlı olmasına rağmen kimse bu etiketlerin transfobik ya da ikili olduğunu tartışmıyor. Ayrıca kimse, eşcinsellik veya heteroseksüelliğe, cinsiyet ikiliğini güçlendiren karşıt kutuplarmış gibi de yaklaşmıyor. (Bu, cinsellikleri “ikili” yapmaz. İnsanların içinde cinsiyet(ler)e ilgi duyduğu toplumsal sistemi suçlamak pek mantıklı değil) O zaman burada neden biseksüellik, oyunun hep kaybedeni oluyor? Neden “biseksüel”, “transfobisi” yüzünden insanların saldırdığı tek etiket oluyor?

Cevap: Bifobi ve Transfobi

İnsanlar (yanlış bir şekilde) biseksüelliğin bir süreliğine ikilikleri sürdürdüğünü iddia etti. Bu, queer teoride garip bir şekilde yaygın bir fikirdi. Bifobik geyler ve lezbiyenler, bizleri toplumsal cinsiyet rollerini ve heteronormativiteyi güçlendirmekle suçladılar; hatta bazıları biseksüellerin “tek gerçek heteroseksüeller” olduğunu iddia etti. İnsanlar, biseksüeller sözüm ona “hetero varsayılma” ayrıcalığı dolayısıyla sanki “daha az baskılanıyor” gibi davranmaya devam ediyor. Şimdi de bazıları, kimliğimizin trans ve nonbinary’lere karşı olduğunu iddia ediyor – hâlbuki birçoğumuz zaten trans ve/ya nonbinary’iz.

Bir grup insanın tamamen kimliklerinden dolayı bir ikiliği güçlendirdiği düşüncesi, düpedüz aptalca. Bu, sanki heteroseksüeller kendilerini hetero tanımlayarak homo/ bifobiyi tekrar üretiyor demek gibi bir şey. Bu zihniyet aynı zamanda biseksüellerin sözde dışladıkları söylenen gruba– translara- karşı da kullanılıyor. Natranslar bizi her zaman ikiliği güçlendirmekle suçluyor. Trans erkeklerin çaresizce erkek ayrıcalıklarının peşinde koştuğunu, trans kadınların ise kadınlığı bir parodiye çevirip kadın düşmanı tektipleştirmeleri ürettiklerine inanıyor.

Başka bir şey de: Oldukça az sayıda LGBT, LGBT hareketini yekpare ve asimilasyoncu olarak görüyor. Bir keresinde Mattilda Bernstein Sycamore’un belirttiği gibi: “Gey merkeziyetçilik her zaman lezbiyeni paranteze alarak, biseksüeli bir kenara atarak, transı da vitrin gibi kullanarak ‘L.G.B.T’yi yalnızca ‘gey’ anlamına gelecek şekilde kullanır.” 

Jillian Todd Weiss’in GL vs. BT: The Archaeology of Biphobia and Transphobia Within the U.S. Gay and Lesbian Community* isimli yazısında açıkladığı gibi geyler/lezbiyenler ve biseksüeller/translar arasında on yıllarca süren anlaşmazlık, yalnızca bir “fobi” olmaktan öte büyük ölçüde politik bir meseledir. Tüm LGBT toplumu eskiden “eşcinsel” ya da “gey” şeklinde adlandırılırken, sonra daha fazla sayıda ayrı grup oluşmaya veya ya seçimle (örn.; lezbiyenlerin, gey erkeklerden gelen kadın düşmanlığına yanıt vermesiyle) ya da zorla (örn.; geylerin ve lezbiyenlerin, biseksüelleri “eşcinsel” toplumundan uzaklaştırmasıyla) ayrışmaya başladılar. “Gördüğümüz gibi bazıları, biseksüellik ve translığın, geylerin ve lezbiyenlerin toplumsal ve politik olarak kabul görmesinde zararlı olduğunu düşünüyor.”

“Çoğu biseksüel ve transın, orta sınıf gey ve lezbiyen kimliklerin modern yapısıyla pek ortak noktaları yok. ABD’deki GLBT hareketinin liderleri, şu an “GLBT hareketi” içinde müttefik oldukları biseksüel ve transların tutarsız çıkarlarıyla yüzleşmeye başladıklarında, politik bir sorunla karşı karşıya geldiler. Liderler koalisyona biseksüelleri ve transları dahil edince, GLBT’lerin “tıpkı sizler gibi” olduğunu, (hemcins partner gibi küçük bir istisna da olsa) diğer ABD seçmenleriyle aynı orta sınıf hayatları yaşamak istediğini nasıl iddia edebilirler? Çünkü bir taraftan çok eşliliği/aşklılığı veya ‘elbise giymiş bir erkeği’ politik olarak kucaklamaları gerekecek. (…) Batı’da eşcinselliğin belli başlı inşa edilme yollarına bakıldığında, [“gey/lezbiyen” ve “biseksüel/trans” arasındaki ayrım] açıkça önceden görülüyor.”

Daha erken dönemde translar genelde eşcinsel sanılırken,

“1960’larda yapılan bir araştırma, homofil hareketi içindeki 300 gey ve lezbiyenden oluşan bir örneklemin üçte ikisinden fazlasının cinsiyet geçiş ameliyatı olmak isteyenleri “ciddi şekilde nevrotik” olarak değerlendirdiğini ortaya çıkardı. (…) Bazı gey ve lezbiyenler, kendilerini karşı cinsiyetten hisseden kişileri kınadılar; onları, ‘ucube’ gibi davranmakla ve heteroseksüel dünyada sessiz sakin yaşamaya çalışan gey ve lezbiyenleri itibarsızlaştırmakla eleştirdiler.”

“(Gey Özgürlük Cephesi ve Gey Aktivistler İttifakı’nın) Temel amaçları, cinsel çeşitlilik ve ifadenin mutlak kabulünü içerirken, 70’lerin başına kadar eşcinsel erkekler topluluğu asimilasyoncu stratejiye, lezbiyenlerse ayrılıkçılığa ve radikal feminizme döndüler. İki kampta da translara yer yok gibi görünüyordu.”

Biseksüel silinmesi ve gey/lezbiyen hareketlerinden ve ortamlarından dışlanma, hareketlerin kendisi kadar eski. Onlarca yıldır etkinliklerde ve gösterilerde “biseksüel” sözcüğünü sadece “lezbiyen ve gey” sözcüklerinin yanında bulundurmak, çılgıncasına tartışmalıydı. Bu durum, biseksüellerin, ayrıcalıklı işgalciler ve kendilerini lezbiyen toplumuna yapıştırmış, kaynak çalan parazitler olarak tariflenmesine sebep oldu. (Bu tarz bir söylem, TERF’lerin trans kadınları tanımlama biçimine çok benziyor) “Biseksüel Tarihi” isimli Facebook grubundaki bir paylaşım, biseksüellerin tüm dünyada eşcinsel etkinliklerinden yasaklanmış olduğu zamanları hatırlatmıştı. Londra Onur Yürüyüşü de 2017’ye kadar resmi olarak biseksüelleri kapsamıyordu. 

Siyasi ilerleme adına, biseksüeller ve translar pes etmek ve kendilerini ana akıma uygun hale getirme konusunda baskı hissedebilirler. Bu iki topluluğun birbiriyle çok ortak yönü varken, tarih boyunca birbirlerine destekçi olmuşken ve birbirlerini hoş karşılıyorlarken (hâlâ da öyle), bazı translar, biseksüeller ile devam eden ortaklığın trans hareketinin kabul görmesini engellediğini hissetti. Peki çözüm neydi? Biseksüelleri, eşcinsellerin ve transların “ortak düşmanı” olarak kabul etmek. Eisner bunu şöyle açıklar:

“(Biseksüelleri düşman olarak gördüğünü açıkça göstermek) yerine gey ve lezbiyen hareketi sıklıkla, meşhur masalarında “tek bir boş yer” varmış gibi yapıyorlar. İki tanesinin çoktan “gey” ve “lezbiyen” olarak işaretlendiği bir masada yalnızca üç sandalye olduğu fikri, kalan tek yer için yarışan baskılanmış ve silinmiş gruplar arasında kaçınılmaz (ve çok mâkul) bir düşmanlık yaratıyor. Tabii ki, heteronormativite hepimiz için “bir yer açamayacağını” açıkça belirttiğinden, bu pratik, gey ve lezbiyen hareketine heteroseksüel toplumdan miras kalmıştır. İşte bu, ayrıcalıklı olanların gerçek düşmana karşı savaşmak yerine, yürüttüğümüz hareketleri birbirinin üstüne basıp çıkararak kendi yerlerini güvence altına alma şeklidir…”

Bi: Notes for a Bisexual Revolution

Biseksüelliği doğası gereği baskıcı veya dışlayıcı olarak çerçevelemenin biseksüelliğin gerçekte ne olduğuyla pek ilgisi yoktur. Bu tür suçlamalar, biseksüelleri kışkırtmak için transları “ilerici” bir gerekçe olarak sunup bizi daha fazla dışlamak ve daha makbul bir LG(BT) hareketi sağlamaya hizmet ediyor. Hatta “gey, lezbiyen ve trans” (LGT) topluluğu şeklinde tartışmalar bile var.

Biseksüellerin, transların doğal düşmanı olduğunu ima etmek, herkesten çok nihayetinde bifobiklere ve transfobiklere hizmet eden makul bir bölme stratejisidir. Nonbinary, trans bir biseksüel olarak, bazı insanların hevesle bu çoğunluğa katılması karşısında paramparça oldum. Translar için aktif olarak biseksüellerle karşı karşıya gelmek, onlara karşı kullanılan aynı retoriği destekçileri üzerinde kullanmaları demektir. Trans kimliklerin meşruiyetini bozan cinsiyet ikiliği, biseksüelliğin imkansız olduğuna hükmeden yargı ile aynı. Kadın ve erkeğin en temelde birbirlerinden çok farklı olduğunu ve birinin her iki cinsiyetten de hoşlanamayacağını iddia eden cinsiyet ikiliği, trans kadınların ve erkeklerin asla gerçek kadın ve erkek olamayacağında ısrar eden yargı ile aynı. 

Cinsellik, birinin transfobik olup olmadığını belirlemez. Benzer şekilde, trans bifobikler, trans oldukları için bifobik değildir; onlar sadece bifobiktir. Özgürlük mücadelemizde hangi ikiliğin – yönelim, toplumsal cinsiyet, atanmış cinsiyet – daha yüksek bir önceliğe sahip olduğu konusunda savaşmamızın hiçbir anlamı yok. Onlar el ele yürüdüklerinden hepsine meydan okumak için birlikte çalışmalıyız. Genelde “bölünme” durumuna karşı ağlamalara gözlerimi deviririm, ama kendimizi daha küçük gruplara bölmek bu konuda gerçekten hepimizi zayıflatır.

Ve gerçekten, yalnızca bir ön ekin veya erkek ve kadına duyulan ilgiyi tariflemenin, cinsiyet ikiliğini güçlendirdiğini (sanki kadın ve erkekler nonbinary olamazmış gibi) söylemek, trans kadın ve erkeklerin nonbinary olmayarak cinsiyet ikiliğini güçlendirdiğini söylemek gibi bir şey. İkisi de doğru değil ve bu şekilde davranmayı kesmeliyiz. Birlikte olup sistemle savaşmalıyız, birbirimizle değil.


Çeviri: Damla Umut Uzun

(DUU/UE)


*”GL ile BT Karşı Karşıya: Amerika’daki Gey ve Lezbiyen Topluluklarında Bifobi ve Transfobinin Arkeolojisi” şeklinde Türkçe’ye çevrilebilir. (e.n)

[1] Genderqueer: Tr. Cinsiyet kuiri, “genderkuir” (“cend’r kuir” şeklinde okunur.) Kuir gibi, özünde politik bir tutumun olduğu düşünülen bu kimlik, ikili cinsiyet rejiminin reddiyle tanımlanır. Bu nedenle non-binary cinsiyet kimlikleriyle sık sık kesişim içindedir. Kendini genderkuir olarak tanımlayan insanlar cinsiyet kimliklerini ne kadın ne erkek, ikisinin arasında ya da dışında tanımlayabilir veya cinsiyet kodlarıyla sınırlanmaya karşı çıkıyor olabilir. Kimileri “genderkuir kadın” gibi ikili cinsiyet sisteminin içinde tanımlanmış kimlikleri de kullanırken bu cinsiyetlere atfedilen kodları reddetmektedir. (Kaos GL Çeviri Sözlüğü’nden alınmıştır.)

[2] Gender variant: Tr. Cinsiyet çeşitliliğine sahip, cins-i muhtelif. Cinsiyet kimliği ya da cinsiyet ifadesi ikili cinsiyet çerçevesinin ötesine geçen kimliklere işaret eden şemsiye bir terimdir. Trans çatısı altında yer alan non-binary gibi bazı kimlikler aynı zamanda cinsiyet çeşitliliği altında da görülebilir. Cinsiyet çeşitliliğine ya da farklılığına sahip insanların çoğu için, ikili cinsiyet kavramı –kendini kadın ya da erkek olarak ifade etme zorunluluğu– kısıtlayıcı bir düzenek oluşturur. Bir kimlik olarak cins-i muhtelif, kişinin kendisi hakkında dünyaya sunduğu dışsal imgenin içsel gerçekliğiyle örtüşmesini amaçlar. Ayrıca tarihte erkek ve kadının ötesinde cinsiyet çeşitliliğini tanımış pek çok toplum bulunmaktadır. (Kaos GL Çeviri Sözlüğü’nden alınmıştır.)


Bu yazı da ilginizi çekebilir: Biseksüel Topluluklarda Cisseksizm ve Transfobi

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
What's Your Reaction?
Ben Şok
0
Bifobiye Karşı Ses Çıkar
0
But Tutar
2
Gullüm Ayol
0
Tutmaz Ama Evet
0
View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Bitopya Copyright © 2019. Created by edalgakiran

Scroll To Top

Pin It on Pinterest