Okunan
Söyleşi: Zürafalar Bitopya’da

Söyleşi: Zürafalar Bitopya’da

Bitopya’nın Bi+ Onur Ayı özel söyleşi konuğu Gaye. Sayesinde Zürafa Köy’deki maceralara çizimiyle tanıklık ettiğimiz Gaye ile karikatür ve bi+ üzerine kısa bir sohbet ettik.

Merhaba Gaye, seni biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Şu sıralar kendimi tanımlayabildiğim Nova Norda’ya ait bir şarkı sözü : “‘Sen kimsin’ deseler ben sadece ‘varım’ diyicem” 🙂 Onun dışında 30 yaşımdaymışım, kadınmışım, L’mişim, B’mişim, İstanbul’da yaşıyormuşum (başka bi şehre yerleşme planı yapmaktayım.) 

Kaos GL’de,  Zürafa Köy isminde karikatür köşem var. Burada biz queerlerin karşılaştığı klişeleşmiş fobilerin komedisini görmemizi sağlamaya çalışıyorum. Martılara bayılıyorum. Beni konuk ettiğiniz için çok mutluyum, teşekkürler. 

Asıl Bitopya müteşekkir 🙂 Çizim yapmaya ne zaman başladın ve bunun karikatüre evrilme hikayesi nasıl oldu, anlatır mısın?

6-7 yıl kadar önce “Lezbiyen Dayanışma Ağı” isminde facebook grubunda biraraya gelen birkaç arkadaş, toplantılar almaya, ağı örmeye çalışıyorduk. Kendimizden beklentimiz iş yaşamımıza, sosyalleşme çabamıza, ev aramaya, bulunca döşemeye el verebilmekti. Toplantılarımızın başı veya sonu kesinlikle bir fobi gullümleme faslıyla gerçekleşirdi. “Sana da mı dediler?”, “Bana da dediler”, “Düşünsene o an şöyle diyormuşsun ve öyle kalakalıyormuş” diyaloglarıyla o karikatürler aslında o an gerçekleşiyordu. İyi ki kesiştik o arkadaşlarla, var olsunlar.

Bir de kitap olarak katıldığım bazı Yaşayan Kütüphaneler’de gerçekten çok komik sorularla karşılaşıyordum ve o sırada gullüme açık bir an olmuyordu, okuyucunun bilgi eksikliğini gidermeliydim. Anca eve dönüş yollarında kendimle sohbetlerimde tartışabiliyordum o komediyi.  Kalıcı olmalarını istediğim için elimden geldiğince çizdim.

Çizimlerin karikatüre evrilme hikâyesi ise Erkekler ve Erkeklikler Sempozyumu’nda, Aslı Alpar’ın düzenlediği Kuir Karikatür Atölyesi’ne katılmamla başladı. Aslı Alpar, mizahın şiddet ve zehirli erkeklik içeren bakışını kırmanın yollarından birinin mizahı, öznesi olarak biz LGBTİ+’ların yeniden kurmasından geçtiğini söylemişti. Bunun üzerine Aslı Alpar’a çizdiklerimi gösterdim ve birlikte Zürafa Köy’ü (İsim ebeveynleri çok uzun bir listeden oluşuyor esasında, her birine ayrıca teşekkür ederim.) kurduk. Klişeleşmiş fobilerle mücadele etmenin en keyifli yolu gerçekten de mizah ve bunu zaten gullüm kültürüne sahip LGBTİ+’lar yapmazsa kim yapabilir ki?

Malum bu sene pandemi vurgunu yedik. Bu süreç nasıl etkiledi seni ve çizimlerini?

Pandemi sürecinde çizimlerimi daha gündeme dayalı üretmeye çabaladım. Kutuplaşmaya meyyal insanların, virüsün din, dil, ırk, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim seçmediğini fark etmesini umdum ta ki;  Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın nefret söylemine kadar. O süreçte gündeme dair çizgi yayımlama riskini göze alamayıp klişelerle devam ettim. Online Pride’ımızın hepimize moral verdiği aşikâr 🙂

Biseksüellik üzerine de çiziyorsun. Hem LGBTİ+ hareketi hem de karikatür dünyası ve literatürü içinde biseksüelliğin ele alınışını nasıl değerlendiriyorsun?

Kıyıdan nasıl görünüyorsa derinde de pek farklı bir şey olmadığını düşünüyorum. Hareket erkek eşcinselliği ağırlıklı, karikatür dünyası ise erkek eşcinselliğini aşağılamadan mizah üretemeyecek olduğuna kendini inandırmış. Bu bağlamda neyse ki literatüre hakim olmadığımı memnuniyetle belirteyim. İki kadın varsa çizgide bu yeterince mutlu ediyor. Kadınları lezbiyen varsaymak/okumak yeterliymiş gibi hissettiriyor. Egemenin cinsellik algılarıyla üretilmesini tolere ettiriyor neredeyse o mutluluk. Tabii derinde farkı yaratmak bizim elimizde de olabilir 😉

Biseksüelliğe dair işlerine baktığımızda bi+ hakkında üretilen mit ve kalıp yargılardan yararlandığını görüyoruz çokça, senin üretimlerine esin kaynağı olmuş bu fobik söylemler. Biraz bu durumun sana ve yaratıcılığına etki ve önemini paylaşır mısın?

Daha kapsayıcı bir mizahın sınırlarını yoklamak harika bir etkinlik. Ben biseksüelliği anlatabilmek için bifobiyi anlatabilmekte buldum metodumu. İşin aslı ben,  hepimizin önyargılarını eğip bükmek istiyorum. Başlangıçta ön bilgi olan verilerin hangi kodlarla büyüyüp de kalıp yargı haline geldiğini şaşırabilmemizi seviyorum.

Sanırım denklemi şöyle kuruyorum: “Onlar nasılsa cis-het ve bu yüzden beni -seni, onu, bizi- anlamayacaklar” demek yerine “hımm cis-het pencereden bakınca öyle mi görünüyormuş, peki ama neye dayanarak öyle görülebilir ki?’ demek. En geniş anlamı kullanmak için “cis-het” dedim, yerine “na-bi+” da koyabiliriz, diğer kimlikleri de. O mitlerin ve kalıpların üretim sürecini canlandırmaya çalıştım. Bu, bir kulaktan kulağa oynunda tüm oyuncuların ne duyduğunu ve ne algıladığını bilmeye çalışmak gibi komik bir dürtü. Biliriz ki son oyuncu ne duyduğunu söylediğinde herkes gülmekten yerlere yatar.

Bi+ Onur Ayı’ndayız, zamanın anlam ve önemine binaen hem Bitopya’ya hem okuyuculara söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Seni seviyorum Bitopya, seni seviyorum okuyucu. Lütfen gülmeyi elden bırakma. Güneşe ve penise tapan rüzgârın yönünün değişeceğine inan lütfen. Bi+ Onur Ayımız kutlu olsun. Sohbet için tekrar teşekkürler.


Gaye’nin çizimlerine Zürafa Köy’ün instagram hesabından ya da Kaos GL’den erişebilirsiniz.


Bu yazı da ilginizi çekebilir: "Anything That Moves" sayıları arşivlendi
Tutar Mı?
Ben Şok
0
Bifobiye Karşı Ses Çıkar
0
But Tutar
1
Gullüm Ayol
0
Tutmaz Ama Evet
0
Yorumları Göster (0)

Yanıt Bırak

Your email address will not be published.

Bitopya Copyright © 2019. Created by edalgakiran

Yukarı Git